okan님의 프로필OKAN adlı kullanıcının a...사진블로그리스트기타 도구 도움말

블로그


    7월 25일

    Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum....

     

    Alıntı

    Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum....

     

     

     

     

     

     

     

     

    Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
    Gidiyorum
    bütün acılarımı vurup sırtıma
    umutları bırakıp başucuna
    ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
    şiirlerimi sarıp bohçama
    yüreğimin yangınına gidiyorum
    hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal.

      Gidiyorum
    gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
    yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
    içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
    sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
    gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum.

    Gidiyorum
    başımda gam, gözlerimde nem
    bütün hatıraları bırakıp geride
    usulca çekip kapıyı ardımdan
    alıp başımı gidiyorum buralardan
    şafak sökmeden kimseler görmeden
    yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
    sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için.

    Hoşça kal suyundan çimdiğim dere
    kana kana içtiğim pınar
    say ki yaşamadım bu yerlerde
    nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
    bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
    bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
    çekip gidiyorum buralardan.

    Gidiyorum
    bir bilinmeze doğru
    hem yol, hem yolcu olmaya
    acılarımla başbaşa kalmaya gidiyorum
    bütün yıldızları takıp kanatlarıma
    bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum.

    Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
    ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
    gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya
    bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum.

    Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
    artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
    ne okuyacak bir şiirim
    gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi
    bakmadan ardımdaki uçurumlara
    alıp götürüyorum yüreğimdekileri de
    hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal.

    alıntı

    http://rapsodiland.spaces.live.com

                                                                        
                                                       
                                                        
     
     
    7월 22일

    Yokluğumla Kal Sevgili!..

     

    Alıntı

    Yokluğumla Kal Sevgili!..
    Sonra bir gün geldi ve unutuldum...

     Ve sorular birer birer bıçak gibi saplandı yüreğime ve yüreğimde yanıtlarını buldu...

    Unutuluş hepsinin acımasız cevabı oldu...

     Sonrası dipsiz bir karanlık... Sonrası çaresiz bir çıldırış...
    ...
    Kırgınlık kimlik değiştirdi ve vazgeçiş oldu benim için...

    Unutmanın en ağırı unutamadan unutmaktır...

    Seni sonsuza kadar kaybetmek kimlik değiştirdi ve unutmak oldu benim için...

    Seni unuttuğum yalanıyla hayatı kandırmaya çalışınca

    Hayat hiç olmadığı kadar acımasız tokatlar indirdi yüzüme...

    Sonrası dipsiz karanlık... Sonrası hatırlamaya bile dayanamadığım düş yıkımları...

    Sonrası kesif, karanlık ve rutubetli bir kuyu... Koskoca bir boşluk...

    Sonrası 'yalnızlık' kelimesine sığmayacak kadar derin bir yalnızlık...!
    ...
    Ah sevgilim, ayrılık trenini çoktan kaçırmadık mı biz...

     Bulup bulup kaybetme oyunlarını çoktan tüketmedik mi...

     O dünyevi aşk oyunlarından, kıskandırmalardan, kaçamaklardan çoktan vazgeçmedik mi...

     Birbirimizi en ağır ihanetlerde sınamadık mı...

     Anlamadın mı artık, varlığım sana acı vermek için değil...

    Sadece seni sevmek için yaşadım ben!
    ...
    Seninle geçen zaman bir daha tekrarı olmayan, doğaçlama bir melodi gibi benim için...

    Sanki birlikte yazılmış kaderimizin sayılı dakikalarından an çalıyorum...

     Öylece karşında oturup seni seyretmeyi, sana yemek hazırlamayı

     Seninle sohbet etmeyi, dostlarını ağırlamayı, seninle birlikte uyumayı...

     Yani paylaştığımız ne varsa hepsini, bir daha asla okuyamayacağım bir şiiri

    Kelime kelime içime sindirir gibi, soluk soluğa hissederek yaşıyorum...

     Öyle birikmişsin ki içimde...

    Seni yaşamakla tüketmem, seni sıradanlaştırmam mümkün değil...

    İçime çektikçe çoğalıyorsun...
    ...
    Şimdi bana varlığımın sana acı vermediğini söylüyorsun...

    Gitmemi istiyorsun, sonra yeniden gelmemi...

     Ve sonra yeniden gitmemi...

    Beni sensizliğin o dipsiz çukuruna önce sarkıtıp, sonra yeniden gün ışığına çıkarıyorsun...!
    ...
    Madem varlığım acı vermiyor sana...

     Madem ki ancak yokluğumda sevgimi hissedebiliyorsun...

    Öyleyse yokluğumla kal sevgili...

    Madem ki yokluğumla daha mutlusun...

     O halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun...

    7월 18일

    GEL ADINI CAN GÜLÜ KOYDUĞUM CANIMIN GÜLÜ GEL

     

    Alıntı

    GEL ADINI CAN  GÜLÜ  KOYDUĞUM  CANIMIN  GÜLÜ  GEL

     

     
     

     

       

       

       

       

      Gel adını can gülü koyduğum canımın gülü gel,

      Zamansız da olsa kimseciklere görünmeden ,

      Bir gölge gibi , sır gibi , rüya gibi , rüzgar gibi gel…

      Ve bir daha da gitme…

       

       

       

       

       

       

       


                        

      Ne zamandır yaşamak bir suç bilmiyorum.

      Kendimi de sevgimi de mahvediyorum

      Kendimi de umutlarımı tüketiyorum.

      Ama ne zamandır sevmek bir suç,

      Suç varlığımız.

      Bunu belki de artık ikimizde biliyoruz…

                      
                                                      ASİYE ...     

     

    7월 11일

    Konuşulan konu HÜZÜN ADRES DEĞİŞTİRİR...

     

    Alıntı

    HÜZÜN ADRES DEĞİŞTİRİR...
    Yakışmıyor cepheyi terk edişin,
    Mert dayanır, namert kaçar sevdiğim.
    Fazla sürmez hatanı fark edişin,
    Hasret eken , hüsran biçer sevdiğim.

    Adet ettin aşk dersini asmayı,
    Hüner saydın sırra kadem basmayı,
    Yetti artık çok denedim susmayı,
    İsyan eden bayrak açar sevdiğim.

    Nice avcı bende silah sınadı,
    Geri tepti ,sineleri kanadı,
    Kırılsa da yüreğimin kanadı,
    Yine açar, yine uçar sevdiğim.

    Bir resmimiz bile yoksa başbaşa,
    Revamıdır ben yanayım,sen yaşa,
    Aşk sunacak sakimi yok sarhoşa,
    Yine bulur, yine içer sevdiğim.

    Aynaların farkı kalmaz düşmanla,
    Tanışırsın doğduğuna pişmanla,
    Hüzün adres değiştirir zamanla,
    Benden geçer ,sana göçer sevdiğim.

    Üzerime yar sevdiğim sahi mi?
    Kalp çalmakta senin gibi dahi mi?
    Ağlama der dosta aşık Daimi,
    Bu da gelir ,bu da geçer sevdiğim.
    7월 7일

    SAyende Yalnızlık...

     

    Alıntı

    Yalnızlık...

    Geceya ses... Dudağıma sus... Yüreğimin en ince teli şimdi... Deniz mavi... Martıya çığlık... Saçlarıma lodos... Tenimde üşüten sisli bir şehir kokusu...
    Yalnızlık...
    Her solukta
    yalnızlık... Her gözyaşında bir ölüm... Her yürek kanamasında bir atım...

    Koca bir lodos geçti saçlarımdan... O zamanlarda denize daha doymamıştım... şimdilerde de... O engin mavilikte beni kendine çeken neydi bilmiyorum... Mavi olması belki... Belki bir dostun yüzünü ancak onda görebilmem...Belki de....
    Hayır, hayır...'' belki de'' yanlış kelime... Kesin ve net...
    Ben maviyim....
    Ve deniz kadar deniz...
    çığlık kadar martı...
    köpük kadar dalga olan...
    benim...

    Koca bir lodos geçti yüreğimden... Martılar o zamanlarda, uzak bir deniz kızı masalı söylüyordu kulağıma...Şimdilerde ise.... martılar daha çok çatıların üstünden uçmaya başladı...
    Suların maviliğini yüreğime koyduğum kadar, koyamam gökyüzünün maviliğini... Gözlerimi kapadığımda görebildiğim bir hayal şimdilerde o deniz....
    Uçsuz, bucaksız Karadeniz...

    Yosun kokulu, demli çay kıvamlı, efkar dumanlı bir bakış, gözlerimden geceye damla damla inen...

    Marmara... gözlerimi aldatamıyorum baktıkça... karşı sahilli deniz....

    Yüreğim gecenin lacivertine kanadı kanayacak derken... Acil servis müpdelası ellerim, yaralarımın üstüne parmağını bastırıyor....
    Gözbebeklerimde Kız Kulesi sureti.... Dudağımdaki ıslık... çok eski zamanlardan bir hüzün...
    Ben, dudaklarımı susturdum da... mürekkep izlerim susmadı geceye...

    Geceye ses... Dudağıma sus...
    Yüreğimin en ince teli şimdi...
    Denize mavi... martıya çığlık....
    Tenimde üşüten bir şehir kokusu....
    Yalnızlık...
    Her solukta yalnızlık....
    Her göz yaşında bir ölüm...
    Her yürek kanamasında bir atım...


    Koca bir ''SUS'' olurum sonra geceye...
    Sus!
    Susar dudaklarım susmasına da... Parmaklarım gecenin en matemli yerine susuşlarımı konuşturur....

    ...........sen gittiğinde...

     

    Alıntı

    sen gittiğinde...

    sen gittiğinde durur zaman, seni özlerim sensiz sessizliğimde,

    bir koku hediye kalır sen gittiğinde....